Toplumsal Eşitlik

Bu akşam yazmaya karar verdim. Cümleye nasıl başlamalıyım bilemiyorum ama ilk etapta biraz travesti erkek eşitliğinden söz etmek istiyorum. Toplumumuzda kadına ve erkeğe dayalı baskılar bulunmakta ve özellikle İstanbul travestileri ne dayalı olmakta.


Arkadaşlar önce hepimizin insan olduğunu hatırlayıp travesti, erkek değil de insan olduğumuzun bilincinde olmamız gerekiyor. Evet biliyorum, toplum cinsiyet ayrımı yaparak kutuplaşmamıza neden oluyor.

Ama emin olun ki ses çıkarta çıkarta aşabiliriz bu baskıları. Öncelikle ön yargımızı, ben üstünlüğünü ve de karşımızdaki insanları kısıtlamayı bırakarak büyük bir adım atmamız gerekiyor. Peki nedir bu kadın erkek toplum eşitliği diye soracak olursak şöyle ifade etmeliyim ki ; Bu işe en baştan, tanımlardan, tanıtarak doğru ifadelerde bulunarak anlatıp başlamak gerekiyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği dediğimiz, farklı cinsiyetlere sahip bireylerin eşit haklara sahip olması anlamına gelmektedir. Anayasa ve pek
çok uluslararası sözleşme ile haklar garanti altına alınmış olsa da ne Türkiye’de ne de dünyanın herhangi bir yerinde tam bir kadın-erkek eşitliğinden söz etmek mümkün. Her ne kadar kağıtlar üzerinde eşit olsak da maalesef ki pratikte bir karşılığı yok. Dünya Ekonomik Formun’nun 2017 raporuna göre Türkiye, cinsiyet eşitsizliği uçurumunda. Ne yazık ki 140 ülke arasında 131. sırada. UNESCO’NUN ” HERKES İÇİN EĞİTİM” 2015 hedefini gerçekleştirmekte riskli bulduğu 24 ülkeden biriyiz. Bu eşitsizliğe önce kendi kafamızda sonlandırarak eğiterek başlamalıyız. Bizler kendimizi eğitirsek birer bilinçli ebeveyn olarak çocuklarımıza bu şekilde yansırız. Çocuklarımıza öğretmemiz gereken önemli hususları maddeler halinde göstermek isterim;

Madde 1: Çocuklarımızın doğumundan itibaren kıyafetleri ve odalarının renkleri ile ayrıştırıp cinsiyetleştirmeyiniz çünkü renklerin cinsiyeti olmaz.


Madde 2: Çocuklarımızı ‘prenses kızım’ ve ‘aslan oğlum’ diyerek toplumsal roller yüklemeyin. Bilmeliyiz ki duygusal ve güçlü olabilmek cinsiyete değil insanlığımıza özgü bir davranıştır. Erkek adam ağlamaz, erkek adam sakız çiğnemez, erkek adam toplum içinde gülemez, karı gibi konuşma (ve birçok örnek) demekten vazgeçin.


Madde 3: Bizlerin öfke kontrolünü sağlayabilmesi gerekir. Çünkü bizler sakinliğimizle çocuklarımıza rol model olmalıyız. Öfkelenen kadın ağlar, erkek kırıp döker modeli ile kadına yönelik şiddetin oluşmasına örnek veya model olmayın.


Madde 4: Oyuncak seçimlerinde çocukları cinsiyetlerine göre yönlendirmeyin. Bir erkek çocuğu da oyuncak bebek ile oynayabilir, bir kız çocuğu da oyuncak araba ile oynayabilir.


Madde 5: Ev içinde eşler arası eşit ve cinsiyetsiz işbölümü yapılabilmeli ve bu davranışınızla çocuklarınıza örnek olmalısınız. Yemeği birlikte hazırlamak, ev işleri paylaşılması ve de tamirat işleri gibi örnekler.


Madde 6: Erkek çocuklarınıza da ev işlerinde, kız çocuklarınız için de ev dışı sorumluluklar vermelisiniz.


Madde 7: Çocuklarımıza cinsiyetçi ve ayrımcı çizgi filmlere, tv programlarına, oyunlara karşı dikkatli olmalısınız. Ayrıca okuduğu kitapları da incelemelisiniz.


Madde 8: Çocuklarınıza sorumluluk verirken cinsiyet gözetmeksizin yaklaşmalısınız.


Madde 9: Meslek seçimlerinde, sanat ve spor dallarında çocuklarınızın fikirlerini, ilgi ve hobilerini önemseyin ve bu durumu cinsiyetlere göre ayırmayın. Mutlu olacakları şeyleri yapmalarına engel olmayın.


Madde10: Sosyal faaliyetlere katımları için eşit fırsatlar sunmalısınız.

Maddelerdeki örneklerimiz kısa bir bilgi paylaşımı idi. Kadınları birey olarak görmeyen ataerkil zihniyetinden uzak tutmalıyız. Erken yaşlarda evlenmelerine müsade etmek yanlış olur. Erkek ve kadının kendi ayakları üzerinde sağlam bir şekilde durabilmelidir.

Özellikle kadınlarımız, kadınlıklarını bir erkeğin ayakları altına sermemelidir. Aslında ekonomik açısından desteklenmeliyiz. Bir şekilde kadın ve erkek çalışmalı, sigorta altına alınmalıdır. Çalışmayan
okumayanlar için mesleki gelişim programları, mesleki eğitime bilgiye ve de teknoloji destekleyici önlemler alınmalı, devletimizin bu konuda ücretsiz maaş sigorta karşılığında faaliyetlerde bulunması gerekmektedir.


Önemli husus olduğunu düşünerekten saygıya değinmek istiyorum. Hepimiz dahil olmak üzere önce kendimize saygılı olmamız gerekiyor aslında, önce kendimizi sevmekle kendimize saygı duyarak, karşımızdaki kişinin özgür bir birey olduğunu unutmadan yaklaşımda bulunmak gerekir. Ne kadın ne de erkek kimsenin tapulu malı değildir. En çok sinirlendiğim konudan bir tanesi ise şu; ikili ilişkilerde izin alma mecburiyeti, arkadaşlar sizler birer pazardan alınan meyve değilsiniz birer bireysiniz. Kimseden izin alma lüksünüz olamaz. Kendinizi insanlara kişilere bağlamak yerine amaçlarınıza bağlayınız.

Arkadaşımla buluşabilir miyim?- Şuraya gidebilir miyim gibi şeylerden vazgeçin. Evli olsanız dahi hepinizin özel alanı vardır ve bunun çiğnenmesine izin vermeyin asıl. Haberdar etmek durumu bu konudan apayrı bir meseledir karıştırmayın lütfen. Kimsenin haklarını giyme özgürlüğünü kısıtlama hakkına sahip değilsiniz. Bazı erkekler için şunu söylemek isterim ki; kadınlar birer cinsel obje değildir. Her şey karşılıklı olmalıdır. Kadının dur dediği yerde durup, istemiyorum dediği yerde bırakmalısınız. Kadınlar için de şunu söylemeliyim ki erkek sizin bankanız değildir, para fanusunuz değildir. Aslında kısaca şöyle diyebilirim; birbirinizi araç gereç olarak görmekten vazgeçip gerçekten bilinçli sevmeyi denemelsiniz.

Kıskançlık ve kısıtlamanın arasında ince bir çizgi vardır. Bu çizgiyi koruyabilme
umuduyla.. Çok yorulduk tecavüzlerden, tacizlerden, katliamlardan.. Bu insanları doğuran da bir annedir büyüten de bir babadır. Sizlerden ricam kişilik bozukluğu olan, kısıtlamayı kıskançlık zanneden kişilerden uzak durun.
Şahsiyetiniz için..
İlk yazımı biraz kısa tutmak isteyip her konuya değinmeye çalıştım, okuduğunuz vakit ayırdığınız için teşekkürlerimi sunarım.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir